Menfi tespit davası, en genel tanımıyla borçlu gösterilen kişinin aslında borçlu olmadığını mahkeme tarafından tespit ettirebileceği bir dava türüdür.
Gerçekte var olmayan veya herhangi bir sebeple geçersiz sayılmış bir hukuki ilişki nedeniyle kişi aleyhine icra takibi başlatılmış olabilir. Bu durumda kişi açacağı menfi tespit davası ile borçlu olmadığını kanıtlayarak icra takibinden kurtulabilir.
Bu yazımızda menfi tespit davasının açılabileceği haller ile hangi şartlarda ne zaman açılabileceği konusunda bilgi vereceğiz.
1. MENFİ TESPİT DAVASININ AÇILABİLECEĞİ HALLER
Menfi tespit davasının açılabileceği hallerin bazıları şu şekilde sıralanabilir:
1.Borçlunun borcunu ödemiş olmasına rağmen senedin kendisine iadesinin gerçekleşmemesi
2. Borçlu kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz ettiği halde mahkeme itirazın kaldırılmasına karar vermişse
3. Senedin taraflar arasında yapılan anlaşmaya aykırı doldurulması nedeniyle kişinin borçlu duruma düşmesi
4. Senedin sahte olması
5. Senedin hatır senedi olması
6. Senette tahrifat olması
7. Senedin bedelsiz olması
8. Senedin kumar ve bahis borcuna karşılık düzenlenmesi
9. Borç ödendiği halde takibin başlatılması
10. Haciz ihbarnamelerine itiraz süresinin kaçırılması
Menfi tespit davasının açılma sebeplerinde bir sınır bulunmamaktadır. Borç ilişkisini içeren her türlü hukuki ilişkide kişi, borçlu olmadığını düşünüyorsa menfi tespit davası açabilir. Bu nedenle sayılan nedenler sınırlı olmayıp örnek mahiyetindedir.
2. MENFİ TESPİT DAVASI NE ZAMAN AÇILABİLİR?
Menfi tespit davası yukarıda belirtildiği üzere kişinin borçlu olmadığı bir borç nedeniyle aleyhine takip yapılması nedeniyle açılan bir davadır. Ancak menfi tespit davası, takip yapıldıktan sonra açılabileceği gibi icra takibinden önce de açılabilir.
Borçlu, yapılan icra takibi sonrasında borcunu icra dairesine ödedikten sonra ödediği tutarı geri almak adına artık menfi tespit davası değil istirdat davası açabilir.
Borçlu, aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiği durumlarda alacaklının itirazın kaldırılması talebiyle borçlunun itirazı kaldırılsa dahi menfi tespit davasının açılması mümkündür. Bu anlamda icra takibinin kesinleşmesi borçlunun menfi tespit davası açmasının önünde bir engel teşkil etmez. Ancak önemle ifade etmeliyiz ki, itirazın kaldırılması davasından sonra açılacak menfi tespit davasında hukuki yararın bulunması şarttır. Yani her iki davanın konusu aynı olacaksa, menfi tespit davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.
3. TAKİP ÖNCESİ MENFİ TESPİT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?
Takip öncesi menfi tespit davası açılması mümkün olmakla birlikte borçlunun borcu olmadığının tespit edilmesini talep edebilmesi bir hukuki yararı bulunması gerekir. Hukuki yarar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114/1-h’ye göre bir dava şartıdır. Hukuki yarar bulunmadan açılan menfi tespit davasında davanın usulden reddedilmesi gerekir.
Hukuki yararın davanın açıldığı tarih ile dava sürecinde -örneğin istinaf yolunda- da var olması gerekir. Yargıtay da birçok kararında yargılama faaliyetleri sırasında hukuki yararın sürekli devam etmesi gerektiğine karar vermiştir.
İcra takibinin kesinleşmesinin ardından borçlunun menfi tespit davası açmasında genel olarak bir hukuki yarar bulunduğu söylenebilir. Ancak takipten önce açılan menfi tespit davasında kişinin bu davada bir hukuki yararının olup olmadığı ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.
4. TAKİP SIRASINDA MENFİ TESPİT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?
Aleyhine icra takibi başlatılan kişinin bu esnada borcunun olmadığına dair menfi tespit davası mümkündür. Bununla birlikte menfi tespit davasının açılmış olması başlatılan icra takibi durdurmaz ve mahkemenin de ihtiyati tedbir kararıyla bu takibi durdurması mümkün değildir. (İcra İflas Kanunu madde 72/3)
Menfi tespit davasının açılması alacaklının haciz işlemlerine devam etmesine veya satış işlemlerini gerçekleştirmesine engel olmaz. Ancak cebri icra işlemlerinden sonra icra dairesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığında mahkemeden tedbir kararı alabilir.
5. KAMBİYO SENETLERİ İÇİN MENFİ TESPİT DAVASI AÇILABİLİR Mİ?
Kambiyo senetlerinde borç altına giren kişiler, ciro zincirinde kopukluk bulunması halinde menfi tespit davası açabilirler. Bunun istisnası ise tahsil cirosu ile senedi devralan kişinin menfi tespit davası açma hakkı olmamasıdır.
Kambiyo senetleri için açılan menfi tespit davasında sahtelik ve bedelsizlik iddiaları ileri sürülebilir. Bu durumda mahkeme öncelikle sahtelik iddiasını inceler.
Alacaklının elinde borçlu aleyhine güçlü bir senet bulunduğundan borçlu ciddi bir icra tehdidi altındadır. Bu nedenle genel olarak kambiyo senetleri için menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın olduğunu söylemek mümkündür.
6. MENFİ TESPİT DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME
Menfi tespit davasında görevli mahkeme, borçlunun borcunun olmadığını iddia ettiği yer olan Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi veya İş Mahkemesidir. (HMK m. 2) Görevli mahkeme belirlenirken alacak miktarına bakılmaz.
Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davaları Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür.
7. MENFİ TESPİT DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME
Yetkili mahkeme, borçlunun icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi veya alacaklının yerleşim yerindeki mahkemedir. (İcra İflas Kanunu madde 72/8)
8. MENFİ TESPİT DAVALARINDA YARGILAMA USULÜ
Menfi tespit davası genel hükümlere tabi bir dava olup borçlu tarafından alacaklıya karşı açılır.
9. MENFİ TESPİT DAVASI İCRA TAKİBİNİ DURDURUR MU?
Menfi tespit davası icra takibinden önce açılmışsa borçlu alacağın %15’ini teminat olarak yatırıp ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edebilir. Bu karar ile takibin durdurulması söz konusu olur. Bununla birlikte icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı talebi ile takibin durdurulması istenemez. Bu durumda ancak mahkeme tarafından icra dairesi banka hesabına adına yatan paranın alacaklıya ihtiyaten ödenmemesi konusunda karar verilebilir.
10. MENFİ TESPİT DAVASINDA İSPAT YÜKÜ
Menfi tespit davalarında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklının üzerinde olsa da olayın özelliklerine göre borçluya da ait olabilir. Menfi tespit davası açan borçlu, alacaklının ileri sürdüğü borcun hiç doğmadığını iddia ederse bunu ispatlama yükü davalı alacaklıya aittir. Davalı alacaklı bu halde aralarında bir hukuki ilişki bulunduğunu ve bu ilişkiden doğan borcun varlığına ilişkin tüm delilleri mahkemeye sunmalıdır.
Bununla birlikte menfi tespit davası açan borçlu, alacaklının iddia ettiği borcun varlığını kabul edip bu borcun takas, ibra veya borcun ödenmesi nedeniyle sona erdiği ileri sürüyorsa bu durumu doğrulayacak delillerle iddiasını ispatlamalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu bir senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın ancak senetle ispat edilebileceğini hüküm altına almıştır. Bu anlamda senede bağlı olarak öne sürülen her iddianın bertaraf edilmesi ancak hukukumuzda kesin delil sayılan senetle mümkün olup mahkeme tarafından bu konuda tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Ancak delil başlangıcının bulunması halinde tanık dinlenmesi mümkündür. Öte yandan yemin deliline dayanarak iddianın ispatı da sağlanabilir.
Senetle ispat zorunluluğu halleri dışında borçlu iddiasını tanık, bilirkişi, yemin gibi hukuka uygun delillerle ispatlayabilir.
11. MENFİ TESPİT DAVASININ BORÇLU LEHİNE SONUÇLANMASI
Menfi tespit davası sonucunun borçlu lehine sonuçlanması ile borçlunun söz konusu takibe konu borcunun olmadığı mahkeme kararı ile tespit edilmiş olur. Bununla birlikte icra takibi derhal durur ve hükmün kesinleşmesiyle birlikte icra takibi ayrı bir talebe gerek kalmaksızın iptal edilir.
Borçlunun bu dava süreci içinde haczedilen malları satılmışsa satış bedeli borçluya iade edilir.
12. MENFİ TESPİT DAVASININ ALACAKLI LEHİNE SONUÇLANMASI
Menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanmasıyla borçlunun takibe konu borcunun bulunduğu mahkeme tarafından tespit edilmiş olur.
Dava sırasında borçlu lehine ihtiyati tedbir kararı verildiyse bu karar ortadan kalkar ve takip kaldığı yerden devam eder. Alacaklı verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle alacağına daha geç kavuşmak zorunda kaldığı için talep olmasa da borçlu, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak şartıyla tazminata hükmedilir. Bu tazminat sadece ihtiyati tedbir kararı alınan hallerde söz konusudur.
13. MENFİ TESPİT DAVALARINDA ZAMANAŞIMI
Türk hukukunda tespit davaları açısından kural olarak bir süre öngörülmemiş olup taraflar arasındaki hukuki ilişki devam ettiği sürece menfi tespit davasının açılabilmesi olanaklıdır.
İcra tehdidi altındayken borcu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kalan borçlu söz konusu parayı ödediği tarihten itibaren 1 yıl içinde istirdat davası açabilir.
14. MENFİ TESPİT DAVASININ İSTİRDAT DAVASINA DÖNÜŞMESİ
Menfi tespit davasının, icra takibinden önce sonuçlanmaması ve ihtiyati tedbir kararının alınmamış olması halinde takibe konu para alacaklıya ödenir. Bu durumda açılan menfi tespit davası kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüş olur.
İstirdat davası, borcu olmadığı halde icra tehdidi altında takibe konu paranın borçlu tarafından ödenmesi halinde bu paranın geri alınması için açılan davadır.
15. SONUÇ
Menfi tespit davası ile aleyhine icra takibi başlatılan borçlu bu borcun hiç doğmadığını ya da çeşitli sebeplerle sona erdiğini tespit ettirebilir. Bu dava genel mahkemelerde genel hükümlere göre görülen bir dava olup icra takibi başlamadan önce açılabileceği gibi başladıktan sonra da açılabilir. Menfi tespit davasının en önemli dava şartı hukuki yararın var olmasıdır. Davanın uzman bir avukat aracılığıyla takip edilmesiyle muhtemel usul hatası sonucu oluşacak kayıpların önüne geçilir.
Stj. Av. Gülce Erce & Av. Mücahit Kaynarca

Kefil olduğum bir senet için icra takibi başlattılar. Menfi tespit davasıyla icrayı engelleyebilir miyim