Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanma iradesinde ya da boşanmanın sonuçlarında uzlaşamaması hâlinde başvurulan yargılama biçimidir. Uygulamada taraflar çoğu zaman boşanma konusunda hemfikir olmakta; ancak velayet, nafaka, tazminat veya mal rejimi başlıklarında anlaşma sağlanamadığı için süreç çekişmeli hâle gelmektedir. Zira anlaşmalı boşanmada tek bir duruşmayla sonuçlanabilen yargılama, uyuşmazlığın varlığı hâlinde tanık dinlenmesini ve delil toplanmasını gerektirmektedir. Bu nedenle sürecin ne kadar süreceği ve hangi aşamalardan geçileceği en çok merak edilen konuların başında gelmektedir.

Konunun hukuki boyutu, Türk Medeni Kanunu’nun boşanma sebeplerine ilişkin hükümleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yazılı yargılama usulüne ilişkin düzenlemeleri tarafından belirlenmektedir. Bu doğrultuda boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu m.161 ile m.166 arasında düzenlenmiş; tazminat, nafaka ve velayete ilişkin sonuçlar ise m.169 ile m.182 arasında hükme bağlanmıştır. Ancak süreç yalnızca aile hukukunu ilgilendirmemekte; şiddet, hakaret veya gerçeğe aykırı beyan iddialarının bulunduğu hâllerde Türk Ceza Kanunu ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hükümleri de gündeme gelebilmektedir.
Yazımızın devamında çekişmeli boşanmanın hangi hâllerde gündeme geldiğini, yargılamanın aşamalarını, ileri sürülebilecek talepleri, süreçte doğabilecek suç ve sonuçları, delillerin toplanma yöntemleri ile kusurun belirlenmesini, delil yasaklarını ve karara karşı başvuru yollarını inceleyeceğiz.
Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Hâllerde Açılır?
Çekişmeli boşanma, kanunda ayrı bir dava türü olarak değil, anlaşma şartlarının gerçekleşmediği hâllerde uygulanan yargılama biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda Türk Medeni Kanunu m.166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve mali sonuçlar ile çocukların durumunda uzlaşma sağlanması gerekmektedir. Şayet bu şartlardan biri dahi gerçekleşmezse, dava çekişmeli olarak görülmektedir.
Davanın hukuki dayanağı ise ileri sürülen sebebe göre değişmektedir. Nitekim uygulamada davaların büyük çoğunluğu, Türk Medeni Kanunu m.166/1 uyarınca evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmasına dayanmaktadır. Ancak zina (m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165) gibi özel sebeplere de dayanılabilmektedir. Bu doğrultuda m.166/2 uyarınca davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı bulunmaktadır.
Çekişmeli Boşanma Süreci Hangi Aşamalardan Oluşur?
Çekişmeli boşanma davalarında yazılı yargılama usulü uygulanmakta ve süreç dört aşamada ilerlemektedir. İlk aşama, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.126 ile m.136 arasında düzenlenen dilekçeler teatisidir; bu aşamada dava dilekçesi, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı olarak sunulmaktadır. İkinci aşama m.137 ve devamında düzenlenen ön inceleme olup, uyuşmazlık konuları burada tespit edilmekte ve taraflar sulhe teşvik edilmektedir. Üçüncü aşama tahkikattır; tanıklar bu aşamada dinlenmekte, kurum kayıtları celbedilmekte ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmaktadır.
Son aşama ise m.184 ve devamında düzenlenen sözlü yargılama ve hüküm aşamasıdır. Bu sıralamayı somutlaştırmak için günlük hayattan bir benzetme yapılabilir: ön inceleme duruşması, bir sınavda soru kitapçığının kapanmasına benzemektedir; bu andan sonra tarafların yarışacağı sorular sabitlenmekte ve kural olarak yeni bir soru eklenememektedir. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.141 uyarınca iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı da tam bu aşamada devreye girmektedir. Böylelikle sürecin uzunluğunu belirleyen asıl unsur, tahkikat aşamasında toplanacak delillerin sayısı ve niteliği olmaktadır.
Çekişmeli Boşanmada Hangi Talepler İleri Sürülebilir?
Çekişmeli boşanma davasında yalnızca evliliğin sona erdirilmesi değil, buna bağlı mali ve kişisel sonuçlar da karara bağlanmaktadır. Bu doğrultuda Türk Medeni Kanunu m.169 uyarınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi ve çocukların bakımı ile korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen almaktadır. Böylelikle tedbir nafakası ve geçici velayet düzenlemeleri, ayrıca talep gelmese dahi hükme bağlanabilmektedir. Nitekim bu kararlar dava sonuçlanıncaya kadar geçerliliğini korumaktadır.
Nihai hüküm bakımından ise m.174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat; kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat isteyebilmektedir. Bunun yanında m.175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz olarak yoksulluk nafakası talep edebilmektedir. Çocuklar bakımından ise m.182 uyarınca velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası düzenlenmekte; bu düzenlemede çocuğun üstün yararı esas alınmaktadır.
Çekişmeli Boşanmada Gündeme Gelebilecek Suç ve Sonuçlar
Çekişmeli boşanma dosyaları, uygulamada yalnızca aile mahkemesindeki yargılamayla sınırlı kalmamaktadır. Zira taraflar arasındaki gerginlik ve delil elde etme çabası, bağımsız bir soruşturmaya konu olabilecek fiillere dönüşebilmektedir. Bu doğrultuda aşağıdaki başlıklar sıklıkla birlikte değerlendirilmektedir.
–Yalan Tanıklık Suçu: Mahkeme önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde Türk Ceza Kanunu m.272/2 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
–İftira Suçu: Hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla bir kimseye işlemediği bir fiilin isnat edilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m.267/1 uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası uygulanmaktadır.
–Hakaret Suçu: Onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikteki beyanlar bakımından Türk Ceza Kanunu m.125/1 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası söz konusu olmaktadır.
–Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Delil oluşturmak amacıyla yapılan gizli kayıtlar bakımından Türk Ceza Kanunu m.134/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası; kayıtların ifşa edilmesi hâlinde ise m.134/2 uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
–Kasten Yaralama Suçu: Eşe yönelen kasten yaralama fiili bakımından Türk Ceza Kanunu m.86/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmekte; fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde m.86/3-a uyarınca ceza yarı oranında artırılmaktadır.
Bunlara ek olarak, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruyucu veya önleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket edilmesi hâlinde, anılan Kanun m.13 uyarınca üç günden on güne kadar zorlama hapsine hükmedilmektedir. Ancak bu yaptırım cezai nitelikte olmayıp kararın uygulanmasını sağlamaya yöneliktir. Nitekim aykırılığın tekrarı hâlinde süre on beş günden otuz güne kadar uygulanmaktadır. Bu kapsamda verilebilecek tedbirler bakımından uzaklaştırma kararı uygulaması ayrıca değerlendirilmektedir.
Deliller Nasıl Toplanır ve Kusur Nasıl Belirlenir?
Çekişmeli boşanma davalarında ispat yükü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 uyarınca iddia ettiği vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu doğrultuda mahkemeler; tanık beyanlarını, kolluk tutanaklarını, sağlık kurumlarından temin edilen raporları, banka ve tapu kayıtlarını ve varsa ceza soruşturması dosyalarını birlikte değerlendirmektedir. Çocukların durumu bakımından ise 4787 sayılı Kanun m.5 uyarınca psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan uzmanlardan sosyal inceleme raporu alınmaktadır. Böylelikle kusur değerlendirmesi, tek bir delile değil dosyanın bütününe dayandırılmaktadır.
Kusurun belirlenmesi, yalnızca boşanma kararını değil tazminat taleplerinin akıbetini de doğrudan etkilemektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/764 E., 2022/1294 K. sayılı kararında bu husus vurgulanmış ve “eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği” belirtilmiştir. Böylelikle Türk Medeni Kanunu m.174 kapsamındaki taleplerin, ancak kusursuz veya daha az kusurlu eş bakımından değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. Bu doğrultuda tarafların karşılıklı kusurlarının ağırlığı, yargılamanın merkezinde yer almaktadır.
Delil Yasakları ve İddianın Genişletilmesi Yasağı
Çekişmeli boşanma davalarında delil serbestisi sınırsız değildir. Zira Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, bir vakıanın ispatında dikkate alınamamaktadır. Bu doğrultuda eşin rızası dışında yapılan ses veya görüntü kayıtları ile izinsiz erişilen yazışmalar, hem ceza sorumluluğu doğurabilmekte hem de dosyada hükme esas alınamamaktadır. Bunun yanında m.141 uyarınca ön inceleme aşamasından sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi kural olarak yasaklanmıştır.
Kanaatimizce bu iki kural, tarafları karşılıklı olarak koruyan bir denge oluşturmaktadır. Zira delil yasağı, özel hayatın gizliliğini korurken; genişletme yasağı, yargılamanın sonuna kadar sürekli yeni iddialarla karşılaşılmasını önlemektedir. Ancak bizce uygulamada en çok tartışma doğuran nokta, duyuma dayalı tanık beyanlarının kusur değerlendirmesinde ne ölçüde esas alınacağıdır. Şayet tanığın bizzat görgüsüne dayanmayan aktarımları, başka delillerle desteklenmeksizin hükme esas alınırsa, ispat kuralları fiilen işlevsiz kalma tehlikesiyle karşılaşacaktır.
Çekişmeli Boşanma Ne Kadar Sürer ve Karara Karşı Ne Yapılabilir?
Çekişmeli boşanma davalarının süresi, dinlenecek tanık sayısına, celbedilecek kurum kayıtlarına ve uzman raporunun tamamlanma süresine göre değişmektedir. Bu doğrultuda kanunda öngörülmüş sabit bir süre bulunmamakta; yargılama, delillerin toplanması tamamlandığında sonuçlanmaktadır. Ancak sürecin uzamasının tarafları mağdur etmemesi için Türk Medeni Kanunu m.169 kapsamındaki geçici tedbirler devrede kalmaktadır. Nitekim tedbir nafakası ve kişisel ilişki düzenlemesi, hüküm kesinleşinceye kadar uygulanmaktadır.
Karara karşı başvuru yolları ise süreye tabidir. Şayet karar taraflardan biri yönünden aleyhe sonuç doğurmuşsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345 uyarınca iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı ise m.361 uyarınca yine iki haftalık süre içinde temyiz yoluna gidilebilmektedir. Böylelikle boşanma hükmü, kanun yolu süreleri geçmedikçe veya başvurular sonuçlanmadıkça kesinleşmemektedir.
Çekişmeli Boşanma Davalarında Avukatın Önemi
Çekişmeli boşanma dosyaları, aile hukuku ile usul hukukunun birlikte uygulandığı ve delil düzeninin sonucu doğrudan belirlediği yargılamalardır. Bu nedenle sürecin daha ilk aşamasında, dava ve cevap dilekçelerinin hazırlanması ile delillerin bildirilmesi safhasında hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır. Zira ön inceleme aşamasından sonra yeni vakıa ileri sürülmesi kural olarak mümkün olmadığından, bu aşamada eksik bırakılan bir iddia sonradan telafi edilememektedir.
Bunun yanında cevap dilekçesi için öngörülen iki haftalık süre ile istinaf ve temyiz süreleri hak düşürücü niteliktedir. Şayet bu süreler kaçırılırsa, esasa ilişkin itirazların incelenmesi imkânı büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır. Böylelikle delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilip edilmediğinin ve kusur değerlendirmesinin dosya kapsamıyla uyumlu olup olmadığının teknik biçimde değerlendirilmesi, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından genel olarak gerekli görülmektedir.
Sonuç
Çekişmeli boşanma, anlaşma şartlarının gerçekleşmediği hâllerde yazılı yargılama usulüne göre yürütülen ve kusur tartışmasını merkeze alan bir süreçtir. Bu doğrultuda dava, Türk Medeni Kanunu m.166 başta olmak üzere m.161 ile m.165 arasındaki sebeplere dayandırılmakta; tazminat, nafaka ve velayet talepleri m.174, m.175 ve m.182 çerçevesinde karara bağlanmaktadır. Ancak sürecin sonucu, büyük ölçüde tahkikat aşamasında toplanan delillerin niteliğine bağlıdır.
Böylelikle çekişmeli boşanma davalarında dilekçelerin içeriği, delil bildirimi ve sürelere riayet belirleyici olmaktadır. Ancak hukuka aykırı delillerin değerlendirme dışı bırakılması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı ile eşit kusur hâlinde tazminata hükmedilememesi, taraflar yönünden önemli koruma araçlarıdır. Bu nedenle sürecin, hem delil düzeni hem de kanun yolu süreleri yönünden dikkatle takip edilmesi önem taşımaktadır.
Av. Mücahit Kaynarca