Ankara boşanma avukatı ifadesi, evlilik birliğini sona erdirmek isteyen kişilerin süreci hangi hukuki çerçevede yürütecekleri konusunda en sık başvurdukları başlıklardan biridir. Zira boşanma, yalnızca eşler arasındaki bağın sona ermesinden ibaret olmayıp; velayet, nafaka, tazminat ve mal rejiminin tasfiyesi gibi birden çok talebin aynı süreçte karara bağlandığı bir yargılamadır. Uygulamada taraflar çoğu zaman hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu, anlaşmalı ile çekişmeli yolun sonuçlarının nasıl farklılaştığını ve hangi delillerin mahkemece dikkate alınabileceğini bilmeden harekete geçmektedir. Bunun yanında dosya yoğunluğunun yüksek olduğu yargı çevrelerinde usule ilişkin eksiklikler, sürecin gereksiz biçimde uzamasına yol açabilmektedir. Bu nedenle Ankara boşanma avukatı arayışı, çoğu zaman süreç hakkında doğru bilgiye ulaşma ihtiyacından doğmaktadır.

Konunun hukuki boyutu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun evliliğin sona ermesine ilişkin hükümleriyle belirlenmektedir. Bu doğrultuda özel ve genel boşanma sebepleri m.161 ilâ m.166’da, yetkili mahkeme m.168’de, boşanmanın mali sonuçları ise m.174 ve m.175’te düzenlenmiştir. Ancak süreç yalnızca aile hukukunu ilgilendirmemekte; şiddet, tehdit veya hakaret iddialarının bulunduğu hâllerde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, koruyucu ve önleyici tedbir taleplerinde ise 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gündeme gelmektedir. Böylelikle Ankara boşanma avukatı tarafından yürütülen dosyalar, aile hukuku ile ceza hukukunun kesiştiği bir alanda değerlendirilmektedir.
Yazımızın devamında Ankara boşanma avukatı tarafından yürütülen işleri, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesini, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma ayrımını, süreçte gündeme gelebilecek suç ve sonuçları, delillerin toplanması ile hukuka aykırı delil sorununu, kusur kavramının somut görünümünü ve koruyucu tedbirler bakımından masumiyet karinesini inceleyeceğiz.
Ankara Boşanma Avukatı Hangi İşleri Yürütür?
Boşanma davalarında vekillik, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu çerçevesinde yürütülen bir kamu hizmetidir. Bu doğrultuda anılan Kanun m.2 uyarınca avukatlığın amacı, hukuki uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine yardımcı olmak; m.35 uyarınca ise dava açmak ve takip etmek yetkisi kural olarak avukatlara tanınmıştır. Nitekim Ankara boşanma avukatı sıfatıyla yürütülen işler; dava dilekçesinin hazırlanması, delillerin toplanması ve sunulması, tedbir nafakası ile velayete ilişkin geçici taleplerin ileri sürülmesi, duruşmaların takibi ve gerektiğinde kanun yollarına başvurulmasıdır.
Bunun yanında usule ilişkin yükümlülükler de aynı kapsamda değerlendirilmektedir. Zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.119 uyarınca dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılmış olup, bir kısmının eksik bırakılması hâlinde hâkim tarafından bir haftalık kesin süre verilmekte ve bu süre içinde eksiklik giderilmezse dava açılmamış sayılmaktadır. Şayet vakıalar ile deliller arasındaki bağlantı dilekçede açıkça kurulmazsa, ileri sürülen iddiaların incelenmesi de güçleşmektedir. Böylelikle Ankara boşanma avukatı bakımından sürecin daha ilk aşamasında yapılan tercihler, yargılamanın tamamını etkileyebilmektedir.
Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görev bakımından belirleyici düzenleme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4’tür. Bu hüküm uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin kısmından doğan dava ve işler aile mahkemelerinde görülmektedir. Ankara gibi aile mahkemesi kurulmuş olan yerlerde boşanma davaları bu mahkemelerde açılmakta; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaktadır. Nitekim görev kuralları kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen gözetildiğinden, Ankara boşanma avukatı tarafından öncelikle bu husus incelenmektedir.
Yetki bakımından ise Türk Medeni Kanunu m.168 özel bir düzenleme getirmiştir. Anılan hükme göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu doğrultuda eşlerden biri Ankara’da yerleşik ise ya da eşler dava öncesinde son altı aydır Ankara’da birlikte oturmuşlarsa, Ankara aile mahkemeleri yetkilidir. Ancak yetki itirazı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.19 uyarınca ilk itirazlardan olup cevap dilekçesi süresi içinde ileri sürülmediğinde mahkeme yetkili hâle gelmektedir.
Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Fark Nedir?
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu m.166/3’te düzenlenmiştir. Bu doğrultuda evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi aranmaktadır. Ayrıca hâkim, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır. Şayet sunulan protokol bu yönden uygun görülmezse, hâkim gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilmekte ve bu değişiklik taraflarca kabul edilmedikçe boşanmaya karar verilememektedir. Böylelikle Ankara boşanma avukatı bakımından protokolün hâkim denetimine uygun biçimde hazırlanması önem taşımaktadır.
Çekişmeli boşanma ise ağırlıklı olarak aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarına, yani evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanmaktadır. Zira bu hâlde mahkeme, tarafların kusur durumunu ayrı ayrı belirlemekte ve talepleri bu belirlemeye göre karara bağlamaktadır. Nitekim Türk Medeni Kanunu m.174 uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için talepte bulunanın kusursuz veya daha az kusurlu olması; m.175 uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için ise talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekmektedir. Böylelikle Ankara boşanma avukatı bakımından yapılacak yol tercihi yalnızca süreyi değil, doğrudan hükmün içeriğini etkilemektedir.
Boşanma Sürecinde Gündeme Gelebilecek Suç ve Sonuçlar
Boşanma uyuşmazlıkları, uygulamada yalnızca aile mahkemesindeki dosyayla sınırlı kalmamaktadır. Zira süreç içinde ileri sürülen iddialar, kimi zaman bağımsız bir soruşturmaya veya ayrı bir yaptırıma konu olabilmektedir. Bu doğrultuda Ankara boşanma avukatı tarafından yürütülen dosyalarda aşağıdaki başlıklar sıklıkla birlikte değerlendirilmektedir.
–Kasten Yaralama Suçu: Eşe yönelik kasten yaralama fiilinde Türk Ceza Kanunu m.86/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmekte; fiilin eşe veya boşanılan eşe karşı işlenmesi hâlinde m.86/3 uyarınca ceza yarı oranında artırılmaktadır.
–Tehdit Suçu: Bir kimsenin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit edilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m.106/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezası uygulanmaktadır.
–Hakaret Suçu: Onur, şeref ve saygınlığa saldırı niteliğindeki fiiller bakımından Türk Ceza Kanunu m.125/1 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir.
–Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Eşin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin izinsiz kaydedilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m.134 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası söz konusu olmakta; fiilin kayıt yoluyla işlenmesi hâlinde ceza bir kat artırılmaktadır.
–Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu: Eşin telefon veya elektronik posta yazışmalarına izinsiz erişilmesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m.132/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası gündeme gelmektedir.
–Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali: Bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde Türk Ceza Kanunu m.233/1 uyarınca şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezasına hükmedilmektedir.
–Nafaka Hükmüne Uymama: Mahkemece hükmedilen nafakanın ödenmemesi hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi uygulanmaktadır.
–Tedbir Kararına Aykırılık: 6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişinin bu karara aykırı davranması hâlinde üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilmekte; tekrarlarında ise on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsine karar verilmekte, toplam süre altı ayı geçememektedir.
Bunlara ek olarak, ileri sürülen iddiaların gerçeğe aykırı olduğunun anlaşılması hâlinde iftira ve suç uydurma hükümleri de tartışma konusu olabilmektedir. Ancak bu tür isnatların ceza yargılamasına konu edilmesi, boşanma davasının sonucunu kendiliğinden belirlememektedir. Nitekim ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk hâkimini kusur belirlemesi bakımından her hâlde bağlamamaktadır. Bu doğrultuda Ankara boşanma avukatı tarafından ceza ve hukuk dosyalarının birlikte takip edilmesi gerekmektedir.
Deliller Nasıl Toplanır ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu
Boşanma davalarında deliller, kural olarak taraflarca dilekçeler aşamasında bildirilmekte ve mahkemece toplanmaktadır. Bu doğrultuda uygulamada Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, banka ve kredi kartı hareketleri, tapu ve trafik tescil kayıtları, iletişim kayıtlarının varlığına ilişkin bilgiler ile tanık beyanları birlikte değerlendirilmektedir. Ancak delilin varlığı tek başına yeterli olmayıp, hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması da aranmaktadır. Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamamaktadır.
Bu ilke, yargı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2020/26 E., 2022/1434 K. sayılı kararında “Hukuka aykırı üretilen deliller hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemez.” denilmiştir. Böylelikle eşin telefonuna izinsiz erişilerek elde edilen mesajlar veya gizlice yapılan ses ve görüntü kayıtları, hem ispat bakımından değerlendirilememekte hem de ayrıca suç oluşturabilmektedir. Bu doğrultuda Ankara boşanma avukatı bakımından delilin elde ediliş yöntemi, içeriği kadar önem taşımaktadır.
Kusur Kavramı ve Somut Bir Örnek
Kusur, boşanma hukukunun en soyut ancak sonuçları bakımından en belirleyici kavramlarından biridir. Zira mahkeme, evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan davranışları taraflar bakımından ayrı ayrı değerlendirmekte ve kusurun ağırlığını buna göre belirlemektedir. Bu doğrultuda ağır kusurlu tarafın tazminat talebi reddedilebilmekte, eşit kusur hâlinde ise Türk Medeni Kanunu m.174 kapsamındaki taleplerin karşılanması mümkün olmamaktadır. Böylelikle Ankara boşanma avukatı tarafından yapılan değerlendirmenin merkezinde kusur kavramı yer almaktadır.
Bu kavramı somutlaştırmak için günlük hayattan bir benzetme yapılabilir: bir trafik kazasında tarafların kusur oranları ayrı ayrı belirlenip tazminat bu orana göre paylaştırıldığı gibi, boşanma davasında da her bir eşin davranışı ayrı ayrı tartılmakta ve mali sonuçlar bu tartıya göre şekillenmektedir. Kanaatimizce bu alanda en çok tartışma doğuran nokta, tek bir olaya dayanılarak yapılan kusur belirlemeleridir. Zira evlilik birliği süregelen bir ilişki olup, tek bir davranışın bütün bir birlikteliği açıklaması çoğu hâlde mümkün değildir. Bizce doğru yaklaşım; iddiaya konu davranışın hangi bağlam içinde gerçekleştiğinin ve tarafların önceki tutumlarının her olayda ayrıca incelenmesidir. Nitekim Ankara boşanma avukatı bakımından bu değerlendirme, tazminat ve nafaka taleplerinin sonucunu doğrudan etkilemektedir.
Koruyucu Tedbirler ve Masumiyet Karinesi
Boşanma sürecinde sıkça başvurulan bir diğer yol, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirlerdir. Bu doğrultuda anılan Kanun m.8/3 uyarınca koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmamaktadır. Zira düzenlemenin amacı, geciken bir korumanın telafisi güç sonuçlar doğurmasını engellemektir. Ancak aynı Kanun m.9 uyarınca tedbir kararına karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebildiğinden, Ankara boşanma avukatı bakımından bu sürenin takibi önem taşımaktadır.
Bu noktada Anayasa m.38/4’te güvence altına alınan masumiyet karinesi gündeme gelmektedir. Nitekim tedbir kararı, kişinin bir suçu işlediğinin tespiti anlamına gelmemekte; yalnızca geçici ve önleyici nitelik taşımaktadır. Kanaatimizce burada gözetilmesi gereken denge, korumanın hızından ödün vermeden tedbirin süresinin ve kapsamının somut olayla orantılı tutulmasıdır. Şayet tedbir, dosyaya yansıyan somut bir tehlike bulunmaksızın uzun süreli biçimde sürdürülürse, geçici koruma aracı fiilen bir yaptırıma dönüşme riski taşımaktadır.
Boşanma Davalarında Avukatın Önemi
Boşanma davaları, kısa sürelere bağlanmış usul işlemlerinin ve birden çok talebin bir arada yürütüldüğü yargılamalardır. Bu nedenle dava dilekçesinde ileri sürülecek vakıaların belirlenmesi, delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplanması ve geçici koruma taleplerinin zamanında ileri sürülmesi önem taşımaktadır. Zira dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi kural olarak mümkün olmadığından, bu aşamada yapılan eksiklikler sonradan giderilememektedir. Bu nedenle Ankara boşanma avukatı ile yürütülen ilk hazırlık aşaması belirleyici olmaktadır.
Bunun yanında kusur belirlemesinin nafaka ve tazminat taleplerinin tamamını etkilemesi, sürecin bütüncül biçimde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Böylelikle tarafların hak kaybına uğramaması bakımından, uyuşmazlığın daha başlangıç aşamasında hukuki değerlendirmeye tabi tutulması genel olarak yerinde görülmektedir. Nitekim bir Ankara boşanma avukatı ile yürütülen hazırlık aşamasının, yalnızca dava sırasında değil dava öncesinde de işlev gördüğü kabul edilmektedir.
Sonuç
Boşanma, aile hukukuna ilişkin birden çok talebin aynı süreçte karara bağlandığı ve sonuçları uzun yıllara yayılan bir yargılama türüdür. Bu doğrultuda Türk Medeni Kanunu m.161 ilâ m.166 boşanma sebeplerini, m.168 yetkili mahkemeyi, m.174 ve m.175 ise boşanmanın mali sonuçlarını düzenlemektedir. Ancak süreç yalnızca aile hukukuyla sınırlı kalmamakta; şiddet, tehdit ve gizlilik ihlali iddialarında Türk Ceza Kanunu ile 6284 sayılı Kanun da uygulama alanı bulmaktadır. Bu doğrultuda Ankara boşanma avukatı tarafından dosyanın bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Böylelikle sürecin sonucu, hem ileri sürülen vakıaların hem de bu vakıaların hangi delillerle ve hangi yöntemle ispatlandığının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Ancak hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin hükme esas alınamaması, kusur belirlemesinin ayrı ayrı yapılması ve koruyucu tedbirlerin geçici niteliği, tarafların tamamı yönünden önemli güvencelerdir. Bu nedenle Ankara boşanma avukatı bakımından sürecin, hem usule ilişkin süreler hem de delil düzeni yönünden dikkatle takip edilmesi önem taşımaktadır.
Av. Mücahit Kaynarca